Panco'nun arkadaşı
Panco'nun arkadaşı bir gece kaldırımda yürürken duvar dibinde uyuyan bir köpeğe rastlar. Hayvanın yanına gider ve korka korka başını okşar. Sonra da başlar konuşmaya: - Oğlum patlak göz. Ben insanoğlu, Sen hayvanoğlu. Bundan milyonlarca sene evvel her ikimiz de kurttuk, solucandık, tek hücreli mahluktuk. Ondan evvel boşlukta bir tozduk. Sonra bak işte bu hale geldik. Bundan sonra belki böyle kalırız. Belki değişiriz. Ama böyle kalmayalım. Siz de bedbahtsınız biz de. Evlerde uyuyanlar, ipekler içinde uyuyanlar, kadın koynunda uyuyanlar, soba başında kıvrılmış bobiler de var. Lastikten kemikleri, topları var. Hanımları atar, koşup getirirler. Sabahları kapıcılar gezmeye çıkarırlar. İnsanlar var, sevdiklerini almışlar şu saatte koyunlarına, dalmışlar iki kişilik rüyalarına. Pekala ne yapalım? Ama sen kuyruksuz, tüysüz, uyuz, soğuktan titreyen sokak köpeği, ben Panco'nun arkadaşı, başka hiçbir şey değil, yağmura vurmuş, uykusuz, canı burnunda, yüreği Ağaç çileği sokağında, kaf...