Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Özlem

Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim, Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar; Başakları devşirip otları ezeceğim, Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar. Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen düş Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu, Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu. 20 Nisan 1870 Arthur Rimbaud

Çocukluğun ve yetişkinliğin yok oluşu

Resim
Eski Yunanların okul düşüncesini icat ettikleri konusunda kuşku olmayabilir. Okul için kullandıkları sözcük Leisure -boş ya da serbest zaman- idi.  İyi geliştirilmiş bir ayıp düşüncesi olmaksızın çocukluk var olamaz. Romalılar, çok açık olarak bu noktayı kavradılar. Ortaçağlı okurlar bizim gibi okuyamıyorlardı. Eğer Ortaçağlı sıradan bir okur, modern bir okuru sessiz biçimde ama gözleri hızlıca hareket ederken ve dudakları ahenk içinde bir sayfayı hızlıca okurken görebilseydi bu okuma edimini bir büyü etkinliği olarak yorumlayabilirdi. Ortaçağ'da sıradan ya da ortalama bir kişi, bilgiyi, kulaktan, toplu ayinler aracılığıyla, gizemli oyunlarla ve şiir, türkü ve masallar aracılığıyla elde ederdi.  Genlerimiz, konuşma diline göre programlanmaktadır. Diğer yandan okur yazarlık, kültürel koşullanmanın bir ürünüdür. Jean Jacques Rousseau, eğer insanlar mümkün olduğunca doğaya yakın biçimde yaşayacaklarsa, kitapları ve okumayı hor görmeleri gerektiğini söylerdi. Emile'de Rousseau, ok...