Yalnızlığın anlaşıldığı anlar
Turistik bir tatil beldesindesin. Caddelerde, sokaklarda insanlar oluk gibi akmakta. Yakın bir zamanda askere gideceksin. Gerekli işlemleri tamamlamışsın. Askerde okumak için kitap satın almak istiyorsun. Haliyle soluğu bir kitapçıda alıyorsun. Soluklandığın kitapçı, kitap satışlarından memnun olmasa gerek; çünkü dükkanın yarısını kırtasiye ürünleri, hediyelik eşyalar, oyuncaklar kaplamış. Senden başka müşterinin olmadığı bu kitapçıda tozlu raflar arasında eskimeye yüz tutmuş ikinci el kitapları karıştırırken buluyorsun kendini. "Acaba ben de eskimeye yüz mü tuttum?" sorusu aklından geçiyor. Kitaplar gibi demode kaldığını anlıyorsun. İkinci el rafından bulduğun "eski defterde solmuş çiçekler" adlı kitabı inceliyorsun. O esnada yakınlaşmak istediğin; fakat bir türlü samimiyet kuramadığın kadından telefonuna bir mesaj geliyor. Samimi bir mesaja benziyor. Neden dilediğimiz şeyler hep yanlış zamanlarda gerçekleşiyordu? Kaderin cilvesi diyerek geçiştiriyorsun. Kitapçıdan...