Kayıtlar

Ağustos, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İnsanın doğası ve geleceği hakkında

Resim
Beyin ve bedenlerimizin işleyişini inceleyen bilimsel çalışmalar duygularımızın insanlara has Ruhani bir özellik olmadığını ve herhangi bir özgür irade teşkil etmediklerini öne sürüyor . Aksine duygular tüm memelilerin ve kuşların hayatta kalmak ve üremek için hızlı hesaplar yapabilmesini sağlayan biyokimyasal mekanizmalar. Duygular sezgiden, esinden ya da özgürlükten değil hesaplamalardan kaynaklanıyor. Bir maymun, fare ya da insan; karşısında yılan görünce korku duyar. Çünkü beyindeki milyonlarca nöron çarçabuk gerekli verileri hesaba katıp ölüm riskinin yüksek olduğu sonucuna varır. Cinsel çekim, farklı biyokimyasal algoritmalar civardaki şahsın başarılı eşleşme, toplumsal bağ kurma ya da istenen başka bir amacın gerçekleşmesi için yüksek ihtimalli uygun olduğunu hesapladığında ortaya çıkar. Öfke, suçluluk, ya da bağışlama gibi ahlaki duygularda grup içi işbirliğini sağlamak için evrimleşmiş sinirsel mekanizmalardan kaynaklanır. Tüm bu biyokimyasal algoritmalar milyarlarca...

Daha mutlu olamam

Öyle şarkılar var ki, insanı durup düşünmeye teşvik ediyor. Bu tarz şarkılar sayılıdır. Onları dinleyebilmek ya da vermek istedikleri mesajı anlayabilmek herkese nasip olmaz. Mor ve Ötesi ’nin “ Daha Mutlu Olamam ” şarkısı da bunlardan birisi. Neşeli gibi görünen hüzünlü bir şarkı yapmış adamlar. Mutluluğa elveda şarkısı… Evet, başka bir hayat yok. Bir kere geliyoruz bu dünyaya. Gelirken ve giderken zincirlere vurulmuşuz. Geçmişe saplanıp kalmak yanlış, geleceğe umut bağlamak da bir o kadar anlamsız. Şimdiyi yaşamak gerek. Şimdiyi yaşayınca artık şaşırmıyorsun, sadece her geçen gün heyecanını yitiriyorsun. En kötüsü ne biliyor musun? Alışıyorsun. Yine de küçük şeyler sevindirecek ruhunu.  Yağmurlu bir akşamüstü Radyo açık, köprüdeydim Derken bir anda fark ettim Başka bir hayat yok ki! Durdum, sustum, gülümsedim; Gözümü açtım ben değiştim Daha ( da ) Mutlu Olamam

Bilgi kirliliğinde temiz kalabilmek

Resim
Varlığın tehdit altında olması konsepti toplumsal bir paranoya seviyesinde gerçekleştiği takdirde kitleler otokratik eğilimleri yüceltebilir. Mesela terör saldırılarının genellikle otoriter yöneticileri güçlendirmesi bir tesadüf değildir. Keza korkudan beslenme durumu bu kuram ile açıklanabilmektedir. Dehşet, insanda sığınma ihtiyacı doğurur . Kozmostaki yerimiz yolda yürürken ezdiğimiz bir bakteriden daha büyük değil. Evrenin gözünde eşsiz, özel, narin kar taneleri değiliz. Yalnızca “ bilinç ” hediyesi ile donanmış ve hedefleri peşinde koşan kendi halinde canlılarız. Gerçek hayat, bütün güzelliklerine karşın acı, keder, başarısızlık ve adalet yoksunlukları ile bezenmiş durumda. En önemlisi hayat, kayıplar ve ölümle dolu. Modern dünyanın en acımasız yan etkilerinden birisi de başarısızlığı yok oluşla eşit tutan düşünce yapısı nın, toplumsal bilince derinlemesine işlenmiş olması. Sosyal medya ise bu yok oluş kaygısından kurtulmak isteyen insanlara alternatif bir çıkış ...

Kedi

Gün ağarırken hoş bir dinginlik içinde sokağa attım kendimi. Tenhaydı sokak, ne bir araba gürültüsü ne de bir insan sesi vardı. Sanki kuşlar da telef olmuşlardı. Sadece yaprakların hışırtısı ve çok uzaklardan gelen tren sesi duyuluyordu. İçim ürperdi, başka bir zaman ve mekanda yaşıyormuşum hissine kapıldım. Ceplerimde kenetlenmiş başıboş ellerim, telaşlı adımlarım, uykusuz gözlerim, hepsi bana mı aitti? Tam bunları düşünürken ayaklarıma bir şey dolandı. Durdum, kuyruğunu bacaklarıma sürtmeye başladı. Göz göze geldik. Hiç miyavlamadı. Hem sevgiye aç hem de vakur... o an; değirmenleri, denizi, ilk dokunuşu ve son geceyi anımsadım. Eve geri döndüm. Mehmet Güreli'nin kedi şarkısını dinledim. İyi geldi.                    

Ömür Boyu Esenlik

Resim
                                    Ayrıntı yayınlarının çıkardığı kitaplara bayılıyorum. Pascal Bruckner imzalı Ömür Boyu Esenlik kitabı da onlardan biri. Altını çizdiğim, değerli bulduğum kısımlarını paylaşıyorum:  · Artık bu çağda değerlerimizi ya da manevi mirasımızı devretmek için değil, yeryüzündeki mutlu insanların sayısını artırmak için çocuk yapılıyor. · Mutluluk ayrıcalığı çok geçmeden genç insanlar için bir yük olmaya başladı. Bunca zamandır bekledikleri mutluluğun, peşinden koştukça ellerinden kaçtığını anladılar. · Modernite, özgürleşmenin tüm bu sürecin hükümdarı olan mutluluğu da beraberinde getireceğini, vaat etti. Fakat bu mutluluk bileşimi, peşinden koşulduğu ölçüde bozuluyordu ve gençler, mucize vaadini güzel bir haber gibi değil, kimliği belirsiz bir Tanrı’ya bir türlü ödemeyi bitiremedikleri bir borç olarak yaşıyorlardı. · Araçl...