Kayıtlar

Ocak, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Red Queen -cinsellik ve insan doğasının evrimi-

Resim
Üstünlüğün zaman karşısında her defasında aşınıp tükenmesi tarihin tuhaf yanlarından biridir. Her icat er ya da geç karşı bir icada yol açar. Her başarı kendi sonunu hazırlayacak tohumları barındırır. Her egemenliğin bir sonu vardır. Evrim tarihi de farklı değildir. İlerleme ve başarı her zaman görecelidir. Yeryü­zünde hayvanlar yokken, denizden çıkan ilk yüzergezer (amfibi) düşmanları ve rakipleri olmadığından bir balık gibi yavaş ve hantal hareketlerle, başına bir şey gelmeden yaşamını sürdürebiliyordu. Fakat eğer günümüzde bir balık karaya çıksa oradan geçen bir tilki tarafından bir lokmada yutulacak, göçebe bir Mo­ğol topluluğunun makineli tüfeklerle yok edilmesi kadar kaçı­nılmaz bir biçimde yaşamı son bulacaktır. Tarih ve evrim boyunca ilerleme her zaman nafile, sürekli gelişerek dönüp dolaşıp aynı yere gelen, Sisyphusvari bir mücadele olmuştur. Tıkanmış Londra trafiğinde arabalar, yüz yıl önceki at arabalarıyla aynı hızda seyretmektedir. Bilgisayarların üretkenlik üzerinde hiç­ ...

Emil Cioran, Christian Bussy Röportajı 1973

Ne zamandan beri bir kadere sahip olmamayı istediniz? - Kader mi? Esasında buraya geldiğimden beri istemedim. Her zaman burada, Latin mahallesinde yaşadım. Bir öğrenci olarak... Sanırım 1950 yılına kadar öğrenci olarak yaşadım. Sorbonne Üniversitesine kaydımı yaptırdım ve orada bir öğrenci olarak yaşamımı sürdürdüm. Tamamen basit bir öğrenci, 1950'de beni çağırdılar ve dediler ki: "Bak. 40 yaşına geldin. Buraya kadar." "Artık kantinde yiyemezsin." Falan Filan. Benim için yıkıcı bir darbeydi. Üniversitede bir parazit olarak yaşıyordum, hatta üniversite ile tek ortak noktam bile yoktu. Bu mesele benim için can alıcı önemdeydi zira maddi açıdan feci bir darbeydi. O zaman "bak" dediler, "yaş sınırı 27'ye indirdik." "Kantine girme yaşını," Falan Filan. Buna devam edebilseydim yaşam gayemi gerçekleştirmiş olacaktım, bütün o maddi imkanlar sayesinde ölünceye dek öğrenciliği sürdürecektim.  1937'de geldiğinizde takdir ettiğiniz kims...

Iskartaya çıkarılmış hayatlar

Zaman geçtikçe sadece en kullanışsız, sevimsiz, itici, zehirli ve korkutucu olanlar dayanıklılıklarını korur. “Atık insanlar” ya da daha doğru bir nitelemeyle harcanmış insanlar (“ihtiyaç fazlası” ya da “ıskarta” insanlar, zorunlu nedenlerle ya da bilerek/isteyerek kayıt dışı bırakılan, kalmasına izin verilmeyenler) modernleşmenin kaçınılmaz sonuçlarından biri, modernitenin ayrılmaz bir parçasıdır. Düzen kuruculuğun (her düzen nüfusun bir kısmına “işe yaramaz,” “yetersiz,” “istenmeyen” damgasını vurur) ve ekonomik ilerlemenin (“hayatını kazanmanın” eskiden geçerli yollarını geçersiz kılan, değerini düşüren, bu meslekleri icra edenleri yaşamını sürdüremez hale getiren ekonomik ilerlemenin) kaçınılmaz bir yan etkisidir. “İşsiz” -tıpkı “sağlıksız”, “rahatsız” gibi- yoksunluk takısı almış bir sözcük, normun dışına çıkmayı vurguluyor; oysa “ıskartada böyle bir şey söz konusu değil. Anormallik, ayrıklık, bozukluk ya da geçici rahatsızlık gibi bir duruma işaret etmiyor. “Iskartaya çıkmak” ifa...