Saçmalıklar Çağı'nda taşı tepeye çıkarabilmek
Öyle kitaplar vardır ki bir solukta okunur ve sayfalarında altı çizilmedik satır bırakmaz. Domingo yayınlarından çıkan "Saçmalıklar Çağı" kitabı da onlardan bir tanesi. Benim için bir başyapıt, değerli bir hazine olan bu kitabın hoşuma giden kısımlarını buraya bırakıyorum. Çoğu insan “yaşam berbat” der ama kimse kendisini bok gibi hissetmek istemez. Belki mutluluk geriye dönük olarak, sadece yitirdikten sonra anlaşılabiliyordur. Bu görüşü ilk Jean-Jacques Rousseau işlemişti: “Altın çağ mutluluğu, ya insanlar keyfini sürecekken fark edilmeden geçip gittiğinden ya da insanlar fark edebilecek durumdayken çoktan bitmiş olduğundan, insan ırkına hep yabancı kalmıştır. Bir başka deyişle mutluysan fark edemezsin ve fark ediyorsan mutluluğa sahip değilsin demektir. Yani mutluluğun saçmalığı, onun tanımlanmasının imkânsızlığında, belki tamamen erişilmezliğinde –ya da en iyi haliyle sadece ara sıra ve bilmeden erişilebilirliğinde- hatta belki doğrudan kovalandığ...