Vatanseverliğe karşı
Zamanımızda vatanseverliği yüceltip genç kuşağı bu batıl inanç doğrultusunda eğiten ulusların va- tanseverliğin o kaçınılmaz sonucunu, yani savaşı es geçen çapraşıklığı o raddeye ulaşmıştır ki, en basit değerlendirme bu çıldırtıcı çelişkiyi göstermeye yeter: Gayet cazip, ama birarada bulunamayacak iki şeyden hangisini seçeceğini sorduğunuzda, çoğu zaman “ikisi de” diye cevap verir çocuklar. Hangisini istiyorsun: Dolaşmaya çıkmak mı, yoksa evde oynamak mı? Vatanseverlikle barışı bağdaştırmak, aynı anda hem dolaşmaya çıkmak hem de evde kalmak kadar imkânsız. Güç, servet ve şan en büyük erdemler ve bunları silahla elde etmeyi de en takdire lâyık iş sayan iki silahlı adam yan yana yaşıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlâkî, dinî veya siyasî bir bağ yoksa, daima savaş arayışında olacaklar, savaşkan ilişkileri olağanlaştıracaklar ve bir kez birbirlerinin boğazına sarıldıktan sonra, Fransız atasözündeki gibi, daha iyi sıçramak için ayrılacaklar, yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vahşice atılmak için geri çekileceklerdir.
Elinde silahla komşusunu bir inekten ya da bir tarladan mahrum eden kişi, polis tarafından yakalanıp hapse atılır. Dahası, böyle biri kınanıp hırsız ve soyguncu diye anılır. Devletlerdeyse tam tersi: Hepsi silahlıdır; üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur. Zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırış etmemek üzere silahlanmıştır.
Bireyin her şiddet eylemini cezalandıran kamuoyu, kendi ülkesinin gücünü artırmak maksadıyla diğer halkın mülkiyetine yönelen her gaspı övüp vatanseverlik erdemi diye yüceltir.
Savaştan kaçınmak için vaazlar vermek, ikili ve üçlü ittifaklar yapmak, farklı uluslardan prenslerle prensesleri birbiriyle evlendirmek değil, savaşın kökünü kazımak gereklidir. Savaşın kökü de vatanseverlik denen şeydir. Öyleyse, savaşı yok etmek için, vatanseverliği yok etmeli. Vatanseverliği yok etmek içinse onun melûn olduğuna dair kanaati üretmek gerekir.
İnsanlara savaşın melânet olduğunu söyleyin, güleceklerdir; bunu kim bilmez ki? Onlara vatan- severliğin melânet olduğunu söyleyin, çoğu kabul edecektir, ama bir çekinceyle: “Evet, yanlış vatanseverlik bir melanettir, ama bizim güttüğümüz başka çeşidi.” (Örn: Atatürk Milliyetçiliği)
Nedir bu iyi vatanseverlik, kimse açıklamaz. İyi vatanseverlik, çoğunun dediği üzere, işgalci olmayabilir, ama işgalci olmayanı bile, ister istemez alıkoymaya yöneliktir; yani insanlar zaptettiklerini alıkoymak isterler. İşgalsiz kurulan tek bir ulus yoktur ve işgal de sadece şiddet ve cinayetle becerilebilir.
İnsanlar istese de, istemese de, şu soru insanlığın karşısında duruyor: Hesaba gelmez insan ıstıraplarına, hem fiziksel hem ahlâkî ıstıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl bir erdem sayılabilir? Bu soru cevaplanmak zorundadır. Vatanseverliğin insanlara telkin edilmemesi gereken bir şey değil, kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi gereken bir melânet olduğunu kabul etmek gereklidir.
Leo Tolstoy, “Vatanseverliğe Karşı›”, 1896
Yorumlar
Yorum Gönder