Yaratıcı İmgeleme

İmgeleme, zihinde bir fikir ya da resim yaratma yeteneğidir. Yaratıcı imgelemede, gerçekleşmesini istediğiniz bir şeyin açık ve net görüntüsünü yaratmak için düş gücünüzü kullanırsınız. Sonra, nesnel bir gerçek olana dek, bir başka deyişle, düşlediğiniz şeyi elde edene dek bu fikir ya da resime düzenli bir biçimde odaklanmayı ve pozitif enerji vermeyi sürdürürsünüz.

Fiziksel, duygusal, zihinsel ya da ruhsal düzeyde herhangi bir şeyi gerçekleştirmeyi amaçlayabilirsiniz. Kendinizi yeni bir evde, yeni bir işte ya da güzel bir ilişkiyi sürdürürken veya sakin ve huzur içinde hissederken ya da gelişmiş bir bellek ve öğrenme yeteneğiyle hayal edebilirsiniz. Ya da kendinizi, zor bir durumun üstesinden fazla zorlanmadan gelirken resmedebilirsiniz. Veya kendinizi, sevgi dolu, neşe

saçan bir varlık olarak görebilirsiniz. Her düzeyde çalışabilirsiniz ve hepsi de sonuç verir. Ancak, sizin için en işe yarayan imge ve teknikleri deneyim yoluyla, giderek bulabilirsiniz. En etkili yöntem dileğiniz çoktan gerçekleşmiş gibi hissetmeye çalışmaktır.


Gerekli olan tek şey, bilgi ve deneyiminizi zenginleştirme arzusuna ve olumlu bir ruh haliyle yeni bir şeyi denemek için de yeterince açık fikirliliğe sahip olmanızdır.


Fiziksel evrenimiz gerçekte herhangi bir "madde"den oluşmuyor; onun temel yapıtaşı enerji diye adlandırabileceğimiz bir çeşit güç ya da öz'dür. 


Fiziksel olarak, hepimiz enerjiyiz; içimizdeki ve dışımızdaki her şey de enerjiden oluşmaktadır. Hepimiz tek ve büyük bir enerji alanının parçasıyız. Katı ve bizden ayrı olarak algıladığınız şeyler gerçekte, hepimizi kapsayan aslî enerjimizin değişik biçimleridir. Fiziksel anlamda da bizler gerçekten "bir"iz.


Enerji farklı hızlarda titreşir; bu yüzden de inceden yoğuna farklı niteliklere, çeşitlere sahiptir. Düşünce nispeten ince, hafif ve bundan dolayı da çok hızlı ve kolayca değişebilen bir enerji şeklidir. Madde ise nispeten yoğun ve bu yüzden de ağır hareket eden ve ağır değişim gösteren bir enerjidir.


Enerji manyetiktir (mıknatıs özelliğine sahiptir). Düşünce ve duygular da manyetik enerjiye sahiptirler; bunun sonucu olarak da benzer yapıdaki enerjiyi kendilerine çekerler.  Eğer sürekli sevgiye layık olduğunuzu düşünürseniz, eninde sonunda sevgi bulursunuz; eğer güzel bir insan olduğunuza inanıyorsanız, gerçekten güzelleşirsiniz.


Eğer temelde olumlu yaklaşımlara sahipsek, hayattan zevk, doyum ve mutluluk bekliyor ve bunların düşünü kuruyorsak, bu olumlu beklentilerimize uyacak kişileri, durumları ve olayları yaratır ve kendimize çekeriz. Böylece, kurduğumuz düşlere ne kadar fazla pozitif enerji yüklersek, o düş yaşamımızda o kadar çabuk ve yoğun bir biçimde gerçekleşmeye başlar.


İlk başlarda, yaratıcı imgelemeyi belirli zamanlarda ve belirli hedefler için uygulayabilirsiniz. Onu uygulamayı bir alışkanlık haline getirince ve onun sağlayabileceği yararlara inandıkça, yaratıcı imgelemenin düşünme sürecinizin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini göreceksiniz. O artık, yaşamınızı daima kendinizin yarattığını bildiğiniz bir bilinç hali, sürekli bir farkındalık olacaktır.


Eğer derin bir biçimde gevşeyip yaratıcı imgeleme yapmayı öğrenirseniz;

düşünerek, endişelenerek, plânlar yaparak ve başka kişileri ve şeyleri yönlendirmeye çalışarak hayatta elde edebileceğiniz değişikliklerden çok daha etkilisini başarabilirsiniz.


 Aslında, yaratıcı imgeleme iki farklı yöntemle gerçekleştirilir. Biri edilgen

(alıcı, kabullenici) öteki ise etkin (aktif, değiştiren) yöntemdir. Edilgen yöntemde, sadece gevşer ve imgelerin ya da izlenimlerin gelmesine izin veririz. Bu durumda görüntülerin ayrıntılarını biz seçmeyiz, yalnızca geleni alırız. Etkin yöntemde ise görmek ya da imgelemek istediğimiz

şeyi bilinçli olarak seçer ve yaratırız. Bu iki yöntem de yaratıcı imgelemenin önemli bir parçasıdır. Edilgen ve etkin yeteneklerinizin ikisi de uygulamayla güçlenir.


Gerçekleşmesini istediğiniz şeyi ya da durumu, olmasını istediğiniz biçimiyle hayalinizde canlandırın ya da düşünün. Ancak bu şeyi şu anda gerçekleşmiş gibi, zaten olmuş gibi düşünmeye, öyle hissetmeye çalışmalısınız. Şimdi kendinizi o durumun içinde, arzu ettiğiniz şekilde görmeye çalışın ve sahneye mümkün olduğunca çok ayrıntı katın.


Arzuladığınız şeye tam ve net, ama hafif ve yumuşak bir şekilde odaklanın. Bunun için, çok fazla uğraştığınızı ya da ona aşırı ölçüde bir enerji yüklediğinizi hissetmemeniz önemlidir bu yardımdan çok engel oluşturur.


Başkası için yaratmaya çalıştığınız her şey daima bir bumerang gibi size geri döner. Bu sevgi dolu, yardımsever, şifa verici eylemleri olduğu gibi olumsuz, yıkıcı olanları da kapsar. Bu ise elbette, başkalarını en yüksek amaçlarınız olarak görüp severek yaratıcı imgelemeyi onlara hizmet etmekte kullandıkça, daha çok sevgi, mutluluk ve başarının doğal olarak gelip sizi bulacağı anlamını taşımaktadır.


Hayatta başımıza gelen her şeyin sorumlusu, kendi benzerlerini eninde sonunda kendine çekerek gerçekte de "tezahür ettiren" düşünce şekilleridir.


Onaylama cümlelerinizi daima, gelecek değil şimdiki zamanda kullanın. Zaten varmış gibi düşünmek ve böyle söylemek çok önemlidir. "Harika bir işe gireceğim" demeyin; onun yerine, "Şimdi harika bir işim var" deyin. Bu kendinizi kandırmak ya da yalan söylemek değildir; bu her şeyin, nesnel realitede ortaya çıkmadan (tezahür etmeden) önce zihinsel düzeyde yaratıldığı gerçeğini bilmektir.


Yaşamınızı şu anki koşullarıyla olduğu gibi kabullenme, ama aynı zamanda da her anı, arzuladığınız ve sizi en mutlu kılacak şeyi yaratmaya başlamak için yeni bir fırsat olarak görme yaklaşımına sahip olmalısınız.


Onaylamalar genelde, spiritüel kaynaklara referansları içerdiklerinde çok güçlü ve ilham verici olurlar. Tanrı'nın, İsanın, Buda'nın ya da başka bir büyük bilgenin adının anılması onaylamanıza ruhsal enerji katar ve her şeyin evrensel kaynağını şükranla tanıdığınızı gösterir. Bu tür cümlelerde, "yüce sevgi, içimdeki ışık ya da evrensel zekâ" gibi ifadeler de kullanabilirsiniz.


Gevşemeli, mücadeleye son vermeli, zorlamaktan vazgeçmeli, istediğiniz ve gereksindiğiniz şeyleri elde edebilmek için insanları ve nesneleri yönlendirmeye çalışmaktan vazgeçmelisiniz; daha doğrusu, bu kadar çok şey yapmaktan vazgeçmeli ve bir süre sadece olmayı deneyimlemelisiniz.


Eğer yaratıcı imgelemenin bütünüyle başarılı olduğunu hemen hissetmezseniz cesaretsizliğe kapılmayın. Unutmayın ki, çoğumuz üstesinden gelmemiz gereken onca yıllık olumsuz düşünce kalıplarına sahibiz. Yaşamboyu süren bu alışkanlıkların bazılarını değiştirmek zaman alır. Ve çoğumuz derinlerde yatan ve daha bilinçli yaşama konusundaki çabalarımızı yavaşlatan bazı duygulara ve eğilimlere sahibiz.


Alıcı: Meditasyon sırasında kişiliğinizi susturup olma haline geçince, sezgisel olarak size gelecek yüksek bilgelik ve rehberliğe bir kanal açmış olursunuz. Sorular sorar ve yanıtların size sözcükler, zihinsel imgeler ya da izlenimler vasıtasıyla gelmesini beklersiniz.


Etkin: Kendinizi evreninizin yaratıcısı olarak hissettiğinizde, yaratmayı arzuladığınız şeyi seçer ve seçimlerinizi yaratması için Yüksek Ben'inizin sonsuz enerji, güç ve bilgeliğine etkin imgeleme ve onaylama vasıtasıyla

kanal oluşturursunuz.


Meditasyonun hemen her biçimi sizi en sonunda, kendinizi kaynak ya daYüksek Ben olarak deneyimlemeye (hissetmeye) götürür. Bu deneyimin ne olduğundan emin değilseniz, endişeye kapılmayın. Sadece gevşeme, imgeleme ve onaylama uygulamalarını sürdürün.


Kendinize sessizce ve inançla şöyle söyleyin: "Yüce ışık ve yüce sevgi benim kanalımla akıyor ve çevremdeki her şeye yayılıyor."


Yaratıcı imgelemeyi kullanmanın en etkin yolu, Taoculuğun özü olan "akışa uymak"tır. Bu istediğiniz yere ulaşmak için "çabalamak" zorunda olmamanız; sadece gitmeyi arzuladığınız yerden evreni haberdar etmeniz ve sonra yaşam nehri sizi oraya ulaştırana dek sabırla ve uyum içinde onun akışına katılmanız demektir. Yaşam nehri bazen sizin hedefinize doğru dolambaçlı bir yoldan akabilir. Hatta, geçici olarak,

tamamen farklı bir yöne gidiyor gibi de görünebilir; ama uzun vadede bu, mücadele ve zorlamayla gerçekleşecek olandan daha kolay ve uyumlu bir yoldur.


Evren mükemmel bir biçimde gelişiyor.

Hiçbir şeye bağımlı ve düşkün olmak zorunda değilim.

Rahatlayabilir ve her şeyin olduğu gibi olmasına izin verebilirim.

Yaşamın akışına uyum sağlayıp onunla birlikte akabilirim.

Burada ve şimdinin tadını çıkarmak için her zaman her şeye sahibim.

Gereksindiğim tüm sevgiyi yüreğimde taşıyorum.

Ben seven ve sevilen bir insanım.

Ben kendi içimde bütünüm.

Yüce sevgi bana yol gösteriyor ve ben daima korunuyorum..

Evren gereksindiğimiz her şeyi daima verir.


İsteklerinizi elde etmeniz konusunda başarısızlığa uğramanızın en genel nedenlerinden biri, "yokluk programı" dır. Bu program yaşamla ilgili aşağıdaki yaklaşımları ya da inançları içerir: İsteklerimi elde etmek için yeterli fırsata ya da kaynağa sahip değilim... Yaşam ıstırap dolu...

Başkaları yoksunluk içindeyken bolluk içinde yaşamak bencilce ve ahlâk dışı bir şeydir... Yaşam katı ve zor; o bir gözyaşı deryasıdır... Sıkı çalışmalı ve bir şeyler elde edebilmek için bir bedel ödemeli, özveride bulunmalısın... Yoksul olmak daha soylu ve ruhen geliştirici bir şeydir...

Ve benzerleri... Tüm bunlar yanlış inançlardır. Bunlar evrenin nasıl

işlediği konusundaki anlayış eksikliğinden ya da bazı önemli ruhsal prensiplerin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Bu inançların ne size ne de başkalarına yararı olur; onlar hepimizin her düzeydeki doğal bolluk ve refah halimizi idrak etmemizi engellerler.


Gerçek şu ki, dünyadaki her varlık için yeterli olandan daha çok olanak ve fırsat vardır; yeter ki zihinlerimizi bu olasılığa açabilelim. Evren engin bir bolluk yeridir ve hepimiz maddesel ve ruhsal zenginlik açısından doğal olarak bolluk ve refah içindeyiz. Zengin ve bolluk içinde bir dünyada yaşamayanlar ise bolluktan çok yoksunluk programına inanma düzeyindedirler henüz. Cehaletleri nedeniyle, yoksulluk ve yoksunluğun kaçınılmazlığı konusundaki yaygın inancı benimsemişler ve sonsuz yaratıcı gücün ellerimizde (ya da zihinlerimizde) olduğunu henüz idrak etmemişlerdir.


Birçok kusursuz güzellikte, çekici insanın kendisini sık sık çirkin, hiçbir şeyi hak etmez ve değersiz bulduğunu keşfetmek beni hep şaşırtır.

Kendinizi sevmediğiniz yaklaşımları yakaladığınızda, karşılık olarak her fırsatta kendinize olumlu, takdirkâr, sevecen şeyler söylemeye başlayın. Kendinize karşı zihinsel olarak acımasız, sert ya da eleştirel davrandığınız anların farkına varın ve bilinçli olarak daha iyi, şefkatli ve

takdirkâr davranmaya başlayın. Bunun başkalarına karşı daha sevecen davranmanıza da yardımcı olduğunu göreceksiniz.


Tam sağlıklı olmanın temel ilkelerinden biri, fiziksel sağlığımızı duygusal, zihinsel ve ruhsal durumumuzdan ayırmamaktır. Tüm düzeyler birbirlerine bağlıdırlar ve bedendeki bir "rahatsızlık" hali daima bir çatışmayı, gerilimi, endişeyi ya da varoluşun diğer düzeylerindeki

uyumsuzluğu yansıtır. Bu yüzden, fiziksel olarak hastalandığımızda bu, varlığımızın doğal denge ve uyumunu yeniden kazanmak için yapmamız gereken şeyleri anlamak amacıyla duygusal ve sezgisel hislerimize,

düşüncelerimize ve tutumumuza derinlemesine bakmamızı söyleyen bir mesajdır. İçsel sürece uyum sağlayıp onu "dinlemeliyiz."


Hepimiz özümüzde kusursuz, ruhsal varlıklarız. Her birimiz evrensel zihnin ya da içimizdeki Tanrısal bilincin kusursuz bir ifadesiyiz. Böyle olmak sıfatıyla, yaşamımız boyunca parlak bir sağlığa, güzelliğe, sınırsız bir enerjiye, canlılığa ve neşeye sahip olmak bizim, yaradılıştan gelen doğal hakkımızdır. Gerçekte ne kötülük ne de sınırlama vardır. Yalnızca

cehalet ya da Tanrının evrensel doğasının yanlış anlaşılması söz konusudur. Sağlığımız, güzelliğimiz, enerjimiz, canlılığımız ve neşemiz üzerindeki tek sınırlama, korku ve cehalet nedeniyle kendi yarattığımız engellerden, hayatın mükemmelliğine ve iyiliğine direnmemizden kaynaklanır. 


Bedenimiz bilincimizin fiziksel bir ifadesidir aslında. Kendimizle ilgili taşıdığımız kavramlar sağlığımızı ve güzelliğimizi ya da bunların eksikliğini belirler. Kavramlarımızı derinlemesine değiştirdiğimizde, fiziksel varlığımız da takıma uyar. Beden sürekli değişir, her an kendini yeniler ve yeniden inşa eder; ve o bunu yaparken zihin tarafından gösterilenden başka bir örneği izlemez. Bilincimizi en yüksek ruhsal idrakle ne kadar çok uyuma getirirsek, bedenimiz de bireysel kusursuzluğumuzu o kadar çok ifade eder.


Hastalık ve "kazalar" kavramlarımızın değişmesi ya da herhangi bir iç sorunumuzun çözümlenmesi gerektiğini vurgulayan mesajlardır.

Şifa daima içten kaynaklanır. Düzenli bir biçimde sükûnet bulup içsel bağlantı kurduğumuzda, iç benliğimizin dikkatimizi çekmesi için hastalanmamıza gerek kalmaz.

Kanser ve artrit gibi birçok fiziksel hastalık birikmiş öfke ve kızgınlıkla doğrudan ilgili olduğundan, birçok kişi bağışlama ve serbest bırakma işlemini yaptıktan sonra hastalığının mucizevi bir biçimde iyileştiğini görür.


Her birimiz aslında, sonsuza dek ihtiyaç duyacağımız tüm bilgelik ve bilgiyi içimizde taşıyoruz. Sezgisel zihin vasıtasıyla bu kaynağı kullanabiliriz; çünkü o evrensel zekâ ile aramızdaki bağı oluşturmaktadır.

İçsel rehber; danışman, ruhsal rehber, hayali arkadaş ya da üstat gibi birçok değişik isimle bilinir. O size birçok değişik biçimde gelebilen, ama genellikle akıllı ve sevgi dolu bir arkadaş olarak konuşup ilişki kurabileceğiniz bir kişi ya da  varlık şeklinde gelen, sizin yüksek bir parçanızdır.

Eğer rehberinizi açık ve kesin bir biçimde algılayamıyorsanız kaygılanmayın. Bazen o parlak bir ışık biçiminde ya da bulanık, belirsiz bir görünümde kalır. Önemli olan onun gücünü, varlığını ve sevgisini

hissetmenizdir. 

Ayrıca rehberiniz zaman zaman biçim, hatta isim bile değiştirebilir. Ya da yıllarca aynı görünümde bir rehbere sahip olabilirsiniz. Aynı anda birden fazla rehberiniz de olabilir.


Herhangi bir sonuç elde etmeye bağımlı olmayın. Yine unutmayın ki, siz zaten gereksinim duyduğunuz her şeysiniz; kaydettiğiniz her ilerleme aslında pastanın üzerine sürülen kremadan başka bir şey değildir.


Eğer doğru ilişkilerin sırrına erişmek istiyorsan, insanlarda ve nesnelerde yüce olanı ara yalnızca ve gerisini Tanrıya bırak.”


Dünyayı değiştirmek için yapabileceğiniz en güçlü şey. yaşamın doğası, insanlar, gerçek hakkındaki inançlarınızı daha olumlu bir şeyle değiştirmek... ve buna göre davranmaya başlamaktır.

















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sarkaç Oyunu

Yedi Kozmik Yasa

Hatalı Alanlarınız