Geç Çiçek Açanlar
Eğer 20'li yaşlarınızın sonlarında, 30'lu yaşlarınızın başlarında veya ortalarında bulunuyorsanız ve 'Hayatım tam olarak düşündüğüm gibi ilerlemedi' diye hissediyorsanız, bunun sebebi muhtemelen 'geç çiçek açan (late bloomer) olmanızdır; yani diğer insanlardan daha yavaş bir tempoda olgunlaşıyorsunuz. Eskiden bunu anlayamıyor ve bir lanet olduğunu düşünüyordum, ancak şimdi bunun en büyük nimetim olduğunu görüyorum.
Aslında bu, ayrıştırma yetisi (discernment) kazanmak için birçok duygusal acıdan geçmenin hikâyesi. Çünkü benim deneyimime göre 'geç çiçek açan biri, kocaman bir kalbe sahip olan kişidir. Doğan herkes inanılmaz derecede empatik, neredeyse radikal bir boyutta empatik doğar; öyle ki çevrenizdeki insanlar bunu anlayamazdı. Açıktınız. Meraklıydınız, her türlü soruyu soruyordunuz. Her şeyi deneyimlemek ve hissetmek istiyordunuz çünkü hayatın birliğini (onness) doğuştan hissediyorsunuz. Bu güzel ve yaratıcı bir durum, ancak aynı zamanda sizi çok saf/kolay kanar hale getiriyor. Henüz bir ayrıştırma yetiniz olmadığı için insanların hikâyelerine kolayca inanmak istiyorsunuz. Sadece filtrelenmemiş bir empatiye sahipsiniz. Ve işte sizi bir sonraki aşamaya sürükleyecek olan şey budur.
Bu, diğer insanların sahip olmadığı, dünyaya karşı duyduğunuz görece aşırı empati hissi, sizi bir başkasının matrisine -yani belirli bir şekilde davranmanızı sağlamak için oluşturulmuş kural ve düzenlemeler bütününe- yakalanmaya daha yatkın hale getirir. Belki bu size aile sisteminiz veya eğitim sisteminiz aracılığıyla geldi, ama her iki durumda da yaratıcılığınız, yerleşik düzene bir tehdit olarak algılandı.
İster aile sistemi ister eğitim sistemi olsun, bu yerleşik düzen bilinç genişlemesi veya duygusal zeka ile ilgili değildir. Tamamen kendini koruma ile ilgilidir. Bu yüzden sizin bu açıklığınızı alıp daha katı bir hale getirecekler. Size çok fazla yapı sunacaklar. Size ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı, kiminle yapacağınızı ve ne zaman yapacağınızı söyleyecekler. Yaratıcılığınız o kadar güçlü ki, onu kontrol altına almak ve sosyal olarak yönetilebilir kılmak için çok fazla yapı gerekiyor.
Temel olarak size, içinde bulunacağınız toplumun bir dans pisti değil, bir savaş alanı olduğu yalanı söylenecek. Kendinizi korumanız ve resonate (uyum) etmeseniz bile aile sisteminizin veya kültürünüzün değerlerini korumanız gereken bir yer olduğu anlatılacak. Ve bu yaptığınız dans, bu ifade etmek istediğiniz radikal empati, hiç iyi karşılanmayacak. Bu yüzden bunu küçültüp yok etmeye çalışacaklar.
Bu küçültme işleminin amacı, enerjiyi bütünü parçalara ayırma yeteneğiniz olan zekaya (intellect) hapsetmektir. Yani o devasa birlik hissinden gelen tüm enerjiniz, zihin seviyesinde düşünme ve problem çözme yeteneğinize indirgenecektir. Enerji bedenden uzaklaşıp zihne taşınacak ve bu da sizi harika bir akademisyen yapacaktır. Eğer bir sanatçıysanız veya sosyal hizmet uzmanı olmak istiyorsanız ya da duyularla ilgili herhangi bir şeyle ilgileniyorsanız, bunlar artık zihne itilir; böylece bütünü alıp parçalara ayıran bir avukat, doktor veya bilim insanı olabilirsiniz.
Bu küçülme gerçekleştiğinde enerjiniz öylece yok olmaz; arka plana geçer. Doğal yetkinliğiniz bilinçdışınıza taşınır. Entelektüel hale geldikçe daha soğuk, daha mesafeli biri olursunuz ancak gözlem yeteneğiniz artar. Çünkü artık enerjinizin aktığı kanal, entelektüel olduğu için çok hassaslaşmıştır. Artık bir aktör değil, arka planda duran sessiz bir gözlemcisiniz; çiçek açmıyor, ancak insanları çok yakından izliyorsunuz.
Bu gözlem sırasında sadece çevrenizdeki insanları değil, içinde yaşadığımız toplumun işleyişini de incelersiniz. Ve sistematik olarak defalarca kez kandırıldığınızı görürsünüz. Saf olduğunuzu, hiçbir şey bilmediğinizi hissettiğiniz o noktadan, her şeyi bilmek istediğiniz noktaya gelirsiniz. Böylece bir mistik veya özgür bir ruh olmak yerine, dünyanın kütüphanecisi olmayı görev edinirsiniz.
Kütüphaneci olma yolundaki bu yan görevde, yani kitaplar aracılığıyla dünyayı öğrenirken, bunun doğası gereği boğucu olduğunu fark edersiniz. Çünkü sizin yolunuz doğrudan deneyimlemeye, hayata doğrudan bakmaya ve empati yoluyla, osmoz ile öğrenmeye dayalıdır. Bu aşamada, yaşınız ilerlemiş olsa bile duygularınız, hayatınızın bu noktasına kadar deneyimlemiş olmanız gereken eşdeğer bir dışavurumu bulamamıştır. Yani 20'li yaşlarınızın sonunda, 28, 30 yaşlarında olabilirsiniz ve sanki daha fazla yaşamış olmanız gerektiğini hissedebilirsiniz. İşte bu, daha fazla hissetmiş olmanız gerektiği ama hissetmenize izin vermediğiniz içindir; çünkü yine, duyularınızın sistematik olarak bastırılması sizi bunu köreltmeye zorladı.
Ancak devasa hissetme yeteneğinizin bir yerlerde dışavurum bulması gerekir. Ve bu, bilinçdışı bir şekilde hedonizm (hazcılık) yoluyla gerçekleşecektir. Duyularınız çok uzun süre bastırıldığı için, onları yeniden uyandırmak adına aşırı bir şeyler yapmanız gerekir. Bu durum; yeme, cinsellik, eğlence veya belki de çok fazla çalışma şeklinde; sinir sisteminizi yeniden uyandıran duyularla ilgili herhangi bir şey olarak kendini gösterecektir.
Artık bu hedonizm, öz-yıkım noktasına varacaktır; dünyayı görüş biçiminizi, insanlara davranış şeklinizi, sahip olduğunuz ilişkileri ve iş için yaptıklarınızı yok etme noktasına... İşlerin parçalanmaya başladığını göreceksiniz. Yanlış bir yönde inşa etmek yerine yıkım başlamaktadır. Ve bu, çoğu insanın içinden geçmek istemediği bir süreçtir. Ancak bu, hayatınızın yeni bir evresinin başlangıcıdır. Çünkü artık bu yıkımla birlikte, hayatınıza yeni bir anlam katmak için tekrar zemine ulaşmış oldunuz.
Burası, çocukluğunuza geri dönüp başınıza gelen her şeyi yansıtmanız ve gerçekten empatik bir insan olduğunuzu fark etmeniz için bir zamandır. Şu an olmak istediğiniz noktaya gelememiş olmanızın sebebi, dilediğiniz kadar hissedememiş olmanızdır.
Bu öz-yansıtma ve bütünleşme sürecinde, ruhunuzun derinliklerine inip eksik olan parçaları geri kazanırsınız. Doğal olarak entelektüel olandan uzaklaşıp kalbe doğru hareket edersiniz. 'Geç çiçek açan' biri olma süreci çiçek açmaya başladığında, entelektüel olma ve kafanızı kitaplara gömme isteğinizin gitgide azaldığını fark edersiniz. Hayatla, insanlarla, bireylerle ve yolculuğunuzun başında yapmak istediğiniz şeylerle daha fazla meşgul olmak istersiniz.
Ve yansıtma ve yeniden bütünleşme sürecinde, enerjinizin doğal olarak zekanızdan uzaklaşıp tekrar, en başta olduğu gibi kalbinize döndüğünü keşfedeceksiniz. Ancak bu sefer kalbiniz, ayrıştırma yetisiyle (discernment) açık olacak. Herkesi seviyorum ve herkes beni seviyor diyen o radikal empati duygusuna kapılmadan insanların, mekânların ve olayların karakterini algılayabileceksiniz. Işık ve karanlığın olduğu ikili bir dünyada yaşıyoruz. İşığı görerek doğdunuz, ancak artık karanlığı da görebiliyorsunuz ve buna göre hareket edebilirsiniz. Sizi hayatta iyi bir dansçı yapacak olan şey budur. Sadece düşünmenin, hesaplamanın ve teoriler üretmenin ötesindeki oyun zekasını hatırlayacaksınız; hayata doğrudan nasıl dâhil olunacağına dair bir hatırlayış bulacaksınız ve bu bilgeliği kendinize, topluluğunuza ve dünyaya verebileceksiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder